Açıklama
Suedé Noire
✨ Yves Saint Laurent Babycat’ten ilhamla tasarlandı.
Suedé Noire, vanilyanın karanlık ve rafine yüzünü deri dokunuşuyla buluşturan sofistike bir karakter sunar. Açılışta siyah ve pembe biberin keskin, neredeyse elektrikli baharat etkisi hissedilir; elemi reçinesinin hafif narenciye-odunsu parlaklığı bu keskinliği dengeler. Bu ilk faz, kokunun niş karakterini belirleyen kontrollü bir agresyon taşır.
Kalpte safran ve olibanum (tütsü) devreye girerek kompozisyona dumanlı, reçinemsi ve hafif mistik bir derinlik kazandırır. Bu yapı, klasik tatlı vanilya profilinden uzaklaşarak daha kuru, daha karizmatik ve daha sofistike bir eksene kayar. Dipte ise Bourbon vanilyası, süet akoru ve sedir ağacı birleşerek sıcak, kremsi ama aynı zamanda hafif animalik bir iz bırakır; bu kontrast yapı kokunun imza karakterini oluşturur.
Belirgin Notalar
🌶️ Üst Notalar: Siyah biber, pembe biber, elemi
🔥 Orta Notalar: Safran, olibanum (tütsü)
🖤 Alt Notalar: Bourbon vanilya, süet, sedir ağacı
Karanlık, dokunsal ve bağımlılık yaratan…
Suedé Noire, varlığını sessiz ama sarsıcı bir iz ile hissettirenler için.





derin deniz –
Bazı parfümler bir süre sonra bayıyor ama bunda öyle olmadı. Gün içinde insanı yormayan bir karakteri var.
Erbatur. E –
Bir parfüm koleksiyoneri olarak Babycat, benim için ulaşılması zor bir “kutsal kase” gibiydi. Ancak Leviva’nın bu yorumu, bir muadilin sınırlarını aşarak niş parfümeri standartlarını yeniden tanımlamış
Buse Özay –
am bir niş deneyimi. Ten üzerindeki serüveni 12 saati rahatlıkla deviriyor; kumaşlarda ise günlerce süren bir koku izi bırakıyor. Yayılımı ise tek kelimeyle heybetli. Odaya girdiğinizde bağırmıyor, ancak oradaki en kaliteli auranın size ait olduğunu herkese sessizce kabul ettiriyor.
Ahmet Özer –
Megamare’nin o meşhur “çıkmayan koku” ünvanına sadık kalınmış; ten üzerindeki kalıcılığı bir günü aşarken, yayılımı adeta görünmez bir okyanus dalgası gibi etrafınızı sarıyor. Bu bir parfüm değil, geçtiğiniz her yerde bıraktığınız okyanus sonrası bir imza.
Hüseyin Salih G. –
Orijinalindeki yorucu kaosu, çok daha rafine ve “niş” bir soğuklukla dengelemişler. Teninizden çıkmak istemeyen, kumaşlara adeta mühürlenen bir gücü var. Yayılımı ise o kadar karakteristik ki, bulunduğunuz ortamda oksijeni kendi molekülleriyle değiştiriyor.